Problem çözmekten
sistem kurmaya.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi — ODTÜ mezunuyum. Kariyerime kurumsal bir Ar-Ge ortamında başladım. Bir soruyu sınanabilir bir fikre dönüştürmenin nasıl bir çalışma gerektirdiğini burada öğrendim.
Ardından ABD merkezli bir girişim ortamında farklı bir tempoyla tanıştım. Büyüme ekiplerini yönetmek başka bir bakış açısı kazandırdı: iş, disiplinlerin kesişiminde şekilleniyor. Bir teklif, ürün, müşteri görüşmesi ve ölçüm sorunu nadiren birbirinden bağımsız geliyor.
Bu bağlantılar giderek daha fazla ilgimi çekti. Neden bir çalışma sonuç verirken diğeri tıkanıyordu? Bir ekip bu farktan nasıl öğrenebilir ve bir sonraki sefer daha iyi karar verebilirdi?
Büyümenin ilginç yanı tek bir sonuç elde etmek değil, o sonucu yeniden üretebilen bir sistem kurmak.
İşin çalışma modelini kurmak.
Triarii Growth’u ölçülebilir, tekrarlanabilir büyüme sistemleri etrafında kurdum. Yaptığımız iş stratejiyi, veriyi, yazılımı ve uygulamayı birbirine bağlıyor.
Yaklaşımımın merkezinde yapay zekâ var. Bunun için yapay zekânın şirketin çalışma biçimini nasıl değiştirdiğini sorguluyorum: bilgi nasıl akıyor, kararlar nasıl alınıyor ve insanın muhakemesi nerede devreye giriyor?
Yeni bir araç, onu çevreleyen organizasyon kullanabildiğinde işe yarar. Çalışma modeli de en az teknoloji kadar ilgiyi hak ediyor.
Daha geniş bir bakış.
Eğitim ve uluslararası büyüme, bu soruları somut tutuyor. Eğitim, bilgiyle faydalı bir eylem arasındaki ilişkiyi özellikle görünür kılıyor. Farklı pazarlarda çalışmak ise alışıldık bir ortamda fark edilmeyen varsayımları ortaya çıkarıyor.
Her iki alan da bağlamı anlamayı gerektiriyor. Bir sistem, onu kullanan insanlar için işlemeli.
